|
Sudan karaya geçişte en
önemli kayıp halka bulundu: Gogonasus
Avustralyalı bilim insanları, kara omurgalılarının
özelliklerini taşıyan bir balık fosili buldular. 380
milyon yıllık bir geçmişi olan Gogonasus’un, balıkların
karaya çıkma sürecindeki en önemli kayıp halka olduğu
açıklandı. Yeni fosil ayrıca kara hayvanlarının
sanılandan daha önce evrildiğini de kanıtlaması
açısından önem taşımakta.
İlk kara hayvanları suda gelişmiştir. Sudan karaya geçiş
süreci kuşkusuz evrimsel gelişmelerin en önemli
örneklerinden biridir. Bu geçiş sürecini, evrimin
yarattığı olağanüstü geçiş biçimlerinde görürüz. Dünyayı
değiştiren bu evrim sürecinde çok zorlu değişimler
yaşanmıştır.
Mesela gövdenin taşınması, hareket biçimi, kafanın daha
iyi hareket ettirilebilmesi için boynun gelişimi,
beslenme, soluk alma, üreme vb bu tür değişimler adım
adım gerçekleşmiştir. Son yirmi yıl içinde gün ışığına
çıkarılan buluntular sayesinde dört ayaklı omurgalı
biçiminin (tetrapodlar) suda oluştuğu görüşü yaygınlık
kazandı.
Sudan karaya geçişin teorik olarak sığ sularda yani hem
yüzmenin hem de yürümenin mümkün olduğu çevrede üç
adımda geliştiği tahmin ediliyordu. İlk önce parmaklar (ve
tipik tetrapod uzuvları) oluşuyor, daha sonra yürüme
yetisi gelişiyor ve hayvanlar son olarak karaya
çıkıyordu.
385 milyon yıl önce
Nitekim suda ve karada yaşayan hayvanların özelliklerini
taşıyan canlılara ait fosilleri inceleyen uzmanlar,
balıkların ilk kez yaklaşık olarak 385 milyon yıl önce
sığ sularda "yürümeye" başladıklarını ve aşağı yukarı
365 milyon yıl önce de yüzgeçlerinin parmak olarak
evrilmeye başladığını öğrendiler.
Mesela 370-360 milyon yıl önce üst Devoniyen’de yaşadığı
bilinen Panderichthys, sudan karaya geçişi simgeleyen
iyi örneklerden biridir. Ön yüzgeçleri önemli ölçüde
bacağa doğru evrilmeye başlamış olan hayvanın karın
yüzgeçlerinden hiçbir değişim saptanmamıştı.
Uzmanlar ön uzuv kemiklerindeki değişimleri ve
kemiklerin gövdeye bağlanış biçimini inceleyerek, kas
yapısının bedeni kısmen de olsa taşıyacak kadar
geliştiğini saptadılar.
Yılan gibi sürünüyor
Geçen yılın Aralık ayında Nature dergisinde yayımlanan (Sayı
438, s.1145) bir araştırma yazısı ise daha ilginç
bilgiler verdi. Uppsala Üniversitesi bilim kadını
Catherine A.Boisvert, Panderichthys’in ön uzuvlarını
kullanarak "yılan gibi süründüğünü" açıklamıştı.
Fakat fosildeki asıl dikkat çekici özellik, solungaç
bölgesinde yer alan geniş soluk delikleriydi. Aynı
üniversiteden Martin Brazeau ve Per Ahlberg, bu
deliklerin zamanla işitme organının bir parçası (orta
kulak) olarak geliştiğini söylediler yine Nature
dergisinde.
Ayrıca hayvanın kafa kemikleri de hem balık hem de kara
omurgalıların özelliklerini taşıyordu. Panderichthys bu
özelliklerinden dolayı evrim bilimcileri tarafından
oluşturulan geçiş tablosundaki önemli bir boşluğu
dolduruyordu. Genelde "kayıp halka" olarak tanımlanan bu
tür fosillere bu yılın başında bir yenisi daha eklendi.
Tiktaalik roseae
Kanada’ya bağlı Ellesmere Adalarında bulunan Tiktaalik
roseae, Edward Daeschler ve Neil Shubin’in verdiği
bilgilere göre, günümüzden 383 ila 375 milyon yıl önce
ırmakların sığ sularında yaşıyordu.
Fosilin iskelet yapısından, hayvanın zaman zaman kısa
süreler için de olsa karaya çıktığı anlaşılıyordu.
Daeschler’in görüşüne göre Tiktaalik, daha çok balık
özellikleri taşıyan Panderichthys ve karada yaşamaya
başlayan Ichtyostega arasındaki boşluğu doldurabilirdi.
Kısa bir süre önce, geçen yıl Avustralya’nın batısındaki
kireçtaşı katmanlarında bulunan ve yaklaşık olarak 380
milyon yıllık olduğu düşünülen bir balık fosilini
inceleyen Victoria Müzesi araştırmacısı John Long,
fosilin beklenmedik şekilde kara hayvanlarının gelişmiş
özelliklerini taşıdığını açıkladı.
Gogonasus, balıklara ait çok sayıda tipik özelliklere
sahip olmasına rağmen, kulakları ve uzuvları şaşırtıcı
bir şekilde dört ayaklı omurgalılarınkine benzer bir
şekilde gelişmiş. Ayrıca ön yüzgeçlerinin iskeleti de
kara omurgalılarına benzeyen Tiktaalik fosiliyle aynı
özelliklere sahip.
Balıklardan miras
Son incelemelerle böylece kulakların ve uzuvların, kara
omurgalılarına balıklardan "miras" kaldığı anlaşılmış
oldu. Gogonasus, sudan karaya geçişi temsil eden en iyi
korunagelen fosil diyen araştırmacılar, bir objeyi,
yüzlerce farklı açıdan röntgen ışınıyla ışınlayan
bilgisayar tomografi aletiyle fosilin üçboyutlu bir
görüntüsünü elde etmişler.
Gogonasus da diğer geçiş biçimleri gibi solungacın alt
kısmında büyük bir deliğe sahip. Soluk deliği olarak
tanımlanan açıklık, günümüz kara omurgalılarındaki orta
kulağın öncüsüydü.
Fosilin dikkat çekici diğer bir özelliği de insan ve
dört ayaklı hayvanlarda olduğu gibi üst kol kemiği (Humerus),
ön kol kemiği (Radius) ve dirsek kemiğinden (Ulna)
oluşan bir yüzgeç/bacak yapısına sahip oluşu.
Ayrıca el eklem bağlantıları da gelişmeye başlamış.
Bilim adamları hayvanın sığ sularda "sürünmek" ve avının
üzerine atlamak için ön uzuvlarından yararlandığını
tahmin ediyorlar.
Bedenin ön kısmı
"Gogonasus, bir şekilde yüzgeçlerinden destek alarak
hareket etmeye başlamış olabilir. Ben ön uzuvların
karada yürümekten çok, avın üzerine atlamak için bir tür
destek görevini gördüğüne inanıyorum. Yüzgeçleri çok
kuvvetli ve kaslı olmalıydı, sonuçta hayvan kendisini
arkasıyla değil bedeninin ön kısmıyla öne doğru itiyordu"
diye açıklıyor Long.
Bilim adamları son bulgular nedeniyle ilk balıklardan,
kara omurgalılara geçişe kadar olan gelişim tablosunun
yeniden düzenlenmesi gerektiğini ve Gogonasus’un
tetrapodlardan çok tetrapod özellikleri taşıyan
Eusthenopteron’lara yakın olduğuna inanıyorlar.
Nitekim Gogonasus’un ön uzuvları amfibilerin birçoğunda
olduğu kadar gelişkindi, yani Tiktaalik’in kadar
gelişmemişti henüz. Yeni fosili balıktan ayıran
özellikleri yeni teknolojilerin yardımıyla aydınlandı.
Bilim adamları eğer fosili üçboyutlu olarak inceleme
şansını elde etmemiş olsalardı, Gogonasus, sıradan bir
balık olarak da sınıflandırılabilirdi.
|